En zengin Türkler nasıl zengin oldu

Türkiye'nin en zenginleri hangi işleri yaparak bu noktalara ulaştılar

Perihan Çakıroğlu'nun köşe yazısı:

En zengin Türkler nasıl zengin oldular?

Herhalde çok zengin bir haftadaydım ki, geçen pazartesiyi Rahmi ve Mustafa Koç'la açıp, cuma gününü de İbrahim Çeçen'le buluşarak kapattım

Ekonomist Dergisi'nin “En zengin 100 Türk” sıralamasında Koç'lar birinci, İbrahim Çeçen de 100'üncü en zenginimiz olarak yer almış. İsterseniz sondan başlayalım!..

İbrahim Çeçen'le Antalya'da bu kentin havaalanı terminallerini yenileme münasebetiyle yapılan törenin ardından oturup uzun uzun konuştuk. Onunla yapılan söyleşiyi sizler için kaleme aldım, sanırım ekonomi sayfamızda dikkatle de okudunuz. Orada yazmadıklarımı da şimdi sizlere sunuyorum. Kendisine, “Büyük büyük ihaleler alıyorsunuz? Peki sermaye birikiminizi nasıl sağladınız?” diye sordum. Çeçen cevapladı: “Ben bir inşaat mühendisiyim. Birikimimi, inşaatla sağladım. 39-40 yıl evvel de projeler yaparak, taahhüt işlerine girerek başladım. Herşeyi yaptım. Okullar, hastaneler, yollar.. Devlet ihaleleri aldım. Şöyle 1920'leri gözlerimizin önüne getirelim. Bugüne kadar nasıl gelişti ülke, nasıl kalkındık? Gördüğünüz herşeyi müteahhitler yaptı. Vehbi Koç da müteahhittti.

İlk Meclis'in kiremitlerini kim döşedi? Yokluk, yoksulluk içinde kiremit toplayıp, Meclis'in çatısını yaptı, sonra Numune Hastanesi'ni yaptı. Hemen hemen tepelere tırmanan bütün ünlü işadamları, müteahhitlikten gelmiştir. Koç, Doğuş, Enka ve birçokları böyledir. Başka sektörlere girmedikçe kendilerini gösteremezler. STFA'nın patronları Sezai Türkeş ile Fevzi Akkaya ancak 80'li yaşlarında tanındılar. Bugün Atatürk Barajı'nı kim yaptı diye sorsam kimse hatırlamaz. İsimsiz kahramanlar olarak kalırlar çoğu. İşin yoğunluğundan PR'a önem vermezler. Ben de öyleydim. Şimdi önem veriyorum. Yıllarca Ankara vergi rekortmeni oldum, kimse hatırlamıyor. Enerjide, havacılıkta ve turizmde büyük işler alıyoruz, herkes tanımaya başladı...”

Çeçen'in biraz da sitemle yaptığı bu tespit, önemli bir gerçeği de dile getiriyor. Türkiye'nin en zenginlerinin büyük bölümü, birikimlerini emlak, müteahhitlik işleriyle sağlıyorlar, sonra da başka sektörlerde işlerini büyütüyorlar. Sanayici olgusuna geçmenin hemen hemen ilk koşulu, bizim ülkede böyle seyrediyor. Zengin olmanın ilk yolu böyle aşılıyor.

RAHMİ BEY, MEKTUP İSTEDİ

En zengin 100 Türk'ün yönettiği varlık büyüklüğü 170 milyar dolara yükselmiş. 400 milyar doların biraz üzerindeki toplam milli gelirimize baktığımızda 100 ailenin payının bu rakamın yarısına yaklaştığını görüyoruz. Peki, çok konuşulduğu gibi sermayenin el değiştirdiğini söyleyebilir miyiz? Şimdilik hayır, her yeni hükümet döneminde zenginlere yeni zenginler eklendiğini görüyoruz ki, bu da fena değil. Hafta başını, Koç'larla sohbet ederek geçirdiğimi söylemiştim. İSO'nun en büyüklere ödül verdiği gün, Ceylan Intercontinental Otel'in bahçesi, üretim, satış ve ihracat şampiyonu olanlarla doluydu. İlgi odağı ise Rahmi Koç ile Mustafa Koç oldu. Rahmi Bey'le konu, onun doğum günüydü.

Bazı gazeteler, Koç'un doğum gününü İsveç Kraliyet Ailesi'nden gelen prenseslerle kutladığı yazmıştı. Ona, geçmiş doğum günü için kutlayıp bizleri davet etmediği için sitem ederken, “Yok böyle birşey, benim doğum günüm 5 Ekim'dir. Henüz kutlamadım” dedi.

Bunun üzerine “O kadar zenginsiniz ki, size ne hediye almak istesem az gelir. Yatınızı satıp yatsız kaldınız. Eksiğiniz bu, ama size sadece çok iyi yatların bulunduğu bir liste hediye edebilirim” şeklinde şaka yollu takıldım. Çok mütevazı davranıp, “Bana sadece bir mektup gönder yeter” dedi. Rahmi Bey'e istediği mektubu göndereceğim. Mektupta neler yazacağıma ise henüz karar vermedim.

Bugün

Yorum Yaz